Deontolojik Kural Nedir? Bunu Anlamak İçin Önce Kahve İçelim!
Hayatımda düşündüğüm en karmaşık sorulardan birisi, “Deontolojik kural nedir?” sorusuydu. Ama tabii bu soruyu ciddiyetle sormuyorum, çünkü ben İzmir’de yaşayan, çay-kahve-sıcak muhabbet üzerine hayatını inşa etmiş, arkadaş ortamında sürekli espri yapan bir adamım. Ancak bir gün bir arkadaşım bana “Deontolojik kural nedir?” diye sordu ve ben de orada biraz düşündüm. Gözlerim büyüdü, beynim çalıştı ama içimden “Aman ne var ki bunda, hadi bakalım, bismillah!” dedim.
Tabii ki cevap vermek kolay değildi. Kendime söyledim: “Bu işte bir yanlışlık var. Bu kadar basit bir soruya kafa patlatmak, insanı felsefe profesörü yapar.” Ama dedim ya, İzmirli olmanın verdiği rahatlıkla, kafayı takmak yok. Biraz eğlenip, ciddiyetin sınırlarını zorlayarak, Deontolojik kural nedir sorusunun derinine inmeye karar verdim.
“Birincisi, Bu Kural Ne Yani?”
Evet, “Deontolojik kural nedir?” sorusuna dönüş yapalım. Deontoloji, felsefede bir etik teorisi. Peki, ne diyor bu kural? Çok basit aslında: Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu değerlendirirken, sonuçlardan bağımsız olarak, o şeyin kendisinin doğru veya yanlış olması gerektiğini savunur.
Yani, eğer Deontolojik kuralı benimsiyorsanız, amacınız veya sonucun ne olduğu pek önemli değil. Önemli olan, o hareketi yaparken doğru bir şey yapıyor musunuz? Her şeyin doğru olması gerekir, sonuçlar “ama” demekle geçiştirilemez. Duygusal olarak bir acı verici doğruyu yapmak, o acıyı engellemeye çalışmaktan daha önemli olabilir. Mesela, kimseye zarar vermemek, bazen acı verir ama bu doğru olanı yapmaktır!
Kahve Felsefesiyle Başlayalım: “Ben Bir Kural Buldum!”
Bir gün bir kafede oturuyordum, arkadaşım Ozan’la. Ozan, “Ben artık hayatı anlamaya başladım, felsefe yapıyorum, çok derinleşiyorum” dedi. Ben de tabii ki rahatım, “Aaa, harika! Hadi gel, derinleşmeye devam edelim,” dedim. Sonra birden Ozan bana, “Peki ya Deontolojik kural nedir?” diye sordu. Gözlerim büyük bir şekilde dondu, çünkü başlamak üzere olduğumuz bu felsefi derinlikteki sohbeti ben bu kadar beklemiyordum.
“Eee…” dedim, içimden “Bunu nasıl anlatırım?” diye düşünürken, dışarıda garson “Kahveleriniz hazır!” diye bağırdı. İşte o an anladım: Hayat, o kahvenin siparişinin gelişinden ibaret. Birden, kendi kendime düşündüm: Deontolojik kurallar da bir kahve gibi. Şey, yani… sonuçları ne olursa olsun, doğru kahveyi yapmak için doğru malzemeleri kullanmak gerekir. Yanlış bir malzeme kullanırsan, o kahve hiçbir zaman doğru olmaz. Bu kadar basit!
Tabii Ozan’a da söyledim: “Bak, kahve ne kadar doğru yapılırsa, o kadar keyifli olur, işte Deontoloji de aynı böyle bir şey. Sonuçlar ne olursa olsun, doğruyu yapmak önemli.”
Durum Tespiti: Haksızlık Yaparsak Ne Olur?
Biraz daha açalım. Hayatın içindeki küçük, absürt örneklerden gidelim. Mesela, çarşıda arkadaşınla yürüyorsun, o sana hiç de kibar olmayan bir şekilde “Sürekli ne bakıyorsun?” diyor. İçindeki haksızlık, seni öyle bir hissettiriyor ki, bir yanda ona doğru bağırmak, öte yanda sakin olmak. İşte burada bir deontolojik kural var! O an sonucu düşünmeden, haklı olup olmadığını sorgulamadan, doğru olanı yapmalısın.
Ama tabii ki, sonuçlar her zaman bir kafayı karıştırmıyor değil! Düşünceler gelip gidiyor, “Ona söylesem mi?” diye sürekli kendi içimde döngüler başlıyor. İşte o zaman fark ediyorum ki, Deontolojik kural aslında çok büyük bir sorumluluk. Sonuçları değil, doğruyu yapmak önemli. Yani, doğru hareket etmek her zaman zor olabilir ama doğru olanı yapmak bir vicdan rahatlığı getiriyor.
“Ama Sonuçta Ne Olacak?”
Şimdi, sıkı felsefe yapalım. Bir gün akşam arkadaşlarımla buluştum. “Hayat ne kadar da kısa!” diye sohbet ediyoruz. Derken, bir arkadaşım “Deontolojik kural nedir?” diye sordu. Hepimiz susduk. Çünkü sonuçta bir insanın doğruyu yapmasıyla ilgili bir kural var ama bu ne kadar uygulama bulabiliyor? Herkesin hayatı biraz karmaşık, değil mi?
Bunun üzerine ben şöyle dedim: “Deontolojik kuralı öğrendim, ama hala Ozan’ın bana bir kahve borcu var. Bu da benim doğru olanı beklemem, çünkü kural o! Yani, hayat bazen küçük detaylarda gizli. Bir kahve meselesi bile bir etik kural olabilir.” Tabii ki, bu şaka tam anlamıyla felsefi bir kahkaha doğurdu.
Sonuçta Ne Öğrendik?
Bazen kafamız karışsa da, hayatın içinde doğruyu yapmak her zaman en önemli şey. Yani, aslında her şeyin arkasında büyük bir ahlaki sorumluluk var. Deontolojik kural nedir? O zaman, hayatın her anında, küçük büyük fark etmeden, doğruyu yapmak gerekir. Sonuç ne olursa olsun, bu doğru adımın kendisi önemlidir.
Ve bir gün bir arkadaşım daha gelir ve “Deontolojik kural nedir?” diye sorarsa, belki ben de kahvemi içerken cevap vermekten gocunmam. Ama daha çok şunu düşünürüm: Her şeyin doğru yapılması, bir hayata değer katmanın tek yoludur.