Gazze-Eriha Anlaşması Nedir?
İzmir’de yaşamaya karar verdiğimden beri hayatım tam bir karmaşa. Şehirdeki o deniz kokusuyla burnuma dolan huzur, sabahları bazen “şu an burada olmanın” verdiği acıyı unutturuyor. Ama işin içinde politika olduğunda işler karışıyor. Bazen oturduğum kafelerde arkadaşlarımla sohbet ederken, “Ya sen de bir şeyler konuşurken ‘ne kadar düşündüm’ diyeceksin, değil mi?” diyorlar. Hah, işte o ‘düşünme’ dediğim şey bazen gündemi takip ederken de oluyor. Bu yazı da, Gazze-Eriha Anlaşması gibi büyük bir konuyu, aslında normalde hiçbir zaman düşünmeden geçtiğimiz kadar basit bir şekilde ele alacak. Ama “basit” demek, illa ki kafa karıştırıcı olmayacak diye bir şey yok, ne de olsa bu yazıyı ben yazıyorum.
Neyse, hadi şimdi konumuza dönelim: Gazze-Eriha Anlaşması nedir? Hadi bakalım.
—
Gazze-Eriha Anlaşması: O Ne Demek?
1993 yılında imzalanan Gazze-Eriha Anlaşması, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinliler için önemli bir dönüm noktasıydı. O dönemde Filistinlilerin daha fazla özerklik kazanması bekleniyordu. Anlaşma, aslında bir tür “ey, bak biz anlaştık, artık birlikte daha güzel bir dünya kuracağız” tarzı bir durumdu. Ama… işler her zaman düşündüğünüz gibi gitmiyor, değil mi? Eğer dünyada her şey ‘mükemmel anlaşmalar’ üzerinden ilerleseydi, belki de bu yazıyı yazıyor olmanın anlamı bile kalmazdı.
—
“Beni Burada Bekleme!” – Gazze-Eriha Anlaşması’nın Sürükleyici Tarafı
Hadi biraz daha hızlı ilerleyelim, çünkü bazen insan hayatındaki en küçük anlar bile, büyük bir anlam taşıyabiliyor. Bunu bir düşün! Diyelim ki, hafta sonu arkadaş grubuyla buluşmaya karar verdin, her şey süper. Ama sonra senin telefonun çaldı: “Benimle buluşmaya gelmeyecek misin?” diye soruyor eski sevgilin. Sen de, “Ya bir dakika, bu sabah kahvaltı yaptıktan sonra neredeyse her şeyi düşünmüştüm. Şimdi şu anlaşmanın detaylarını bile düşündüm!” diyorsun ve asıl mesele, ne yapacağını bilmemek. Gazze-Eriha da tam olarak buna benziyor.
Anlaşma, Filistinlilere bölgeyi kendi başlarına yönetme fırsatı verdi. Ama aynı zamanda İsrail’e de bölgedeki güvenliği sağlama imkânı tanıdı. Herkes “yolculuk başlıyor, büyük işler yapacağız” dedikçe, biraz olsun geriye bakmayı unuttular. Hani en iyi kararlar bile bazen hiç işimize yaramıyor, değil mi? Aslında bu anlaşmayı hayata geçirmek gibi bir durum vardı: “Bizi dinleyin, ama ne kadar dinlediğimiz de önemli!”
—
Gazze-Eriha: Bir Orta Yol Olabilir mi?
Şimdi, Gazze-Eriha Anlaşması gibi önemli bir politik metinle, hayatta her şeyin bir orta yolu olduğu hakkında biraz mizah yapalım. Bazen yaşadığın olaylar o kadar garip olur ki, durumu ancak bu şekilde izah edebilirsin. Her şeyin üstesinden gelmek için bir tür ‘orta yol’ gerekiyor.
İzmir’de, bir akşam arkadaşımda oyun oynuyoruz.
“Ya, evet, biz de Gazze-Eriha gibi, orta yolu buluruz!”
Arkadaşım gülerek, “Ama sen ne diyorsun? Bu anlaşma öyle bir şey değil, ortada kalmak değil!”
Ben ise, “Bunu düşüneceğim. Yani, tam olarak kimin neyi ne zaman düşünmesi gerektiği hakkında bir şeyler karıştırdım ama hemen anlaşmaya varamam.”
—
Anlaşma Sonrası Yaşananlar: Yine mi? Hani Buradaki Çözüm?
Gazze-Eriha Anlaşması’nın ardından tam olarak ne oldu? Bunu her gün “hadi daha fazla politika konuşalım” modunda olmadan açıklamak gerekirse: Anlaşmanın tam olarak istendiği gibi işlemediğini, yerleşik düzenin, içsel anlaşmazlıkların ve birçok faktörün birleşimiyle birçok sorunla karşılaşıldığını söylemek mümkün. Sonuç olarak, bu anlaşma da “şu anda işler güzel, ama gelecek ne olacak, kim bilir?” sorusuna dönüyor.
Bunu hayatımdan bir örnekle bağlamak gerekirse, İzmir’deki favori kafemde siparişi verirken, “Vazgeçtim, kahveyle gitsem mi acaba?” diye içimden geçiriyorum. Yani, kafelerde yeni bir düzen arayışı, bazen tam olarak anlaşmak, çözmek istediğinizden daha karmaşık hale gelebiliyor. Gazze-Eriha da böyle, bir adım ileri gitmek için yeni bir düzenin gerekliliğiyle karışıyor.
—
Gazze-Eriha Anlaşması’nda İletişim: Benim İçimden Bir Şeyler Geçiyor
Bazen şunu düşünüyorum: Ya bu anlaşma gibi bir şeyi hayatta daha sık uygulayabilseydik? Hani, mesela bazen ilişki içinde insanlar arasında yaşanan ufak sürtüşmeler, aslında birbirlerine bir şeyler anlatma gereksiniminden doğar. Çoğu zaman bunu anlamadan hareket ediyoruz. Ya da ben, ofisteki çalışma arkadaşlarımla diyaloğumda olduğu gibi: “Seninle konuşmak mı? Yok ya! Benim işim çok!” Ama aslında iletişim kurduğunda her şey yoluna giriyor. Yani, Gazze-Eriha Anlaşması’nda da olduğu gibi, karşılıklı bir iletişim ve katılım gerekiyor ki işler tıkırında gitsin.
Buna iç sesim şöyle yanıt veriyor: “Hadi ama, şimdi kimseyi kandırma, orada işler çok derin, o kadar da basit değil.”
—
Sonuç: Hayatınızdaki Her ‘Anlaşma’, Bir Gazze-Eriha Olamaz
Sonuçta, Gazze-Eriha Anlaşması’nın uzun vadeli sonuçları beklenen kadar barışçıl olmadı. Ancak hayatta her şey bu kadar kesin değil. Her “anlaşma”, her yeni karar ya da çözüm, mutlaka beklenenin biraz dışında bir yerde son buluyor. İki tarafın da, her gün bazen imzalı, bazen de başından savma çözümlerle yaşadığını görmek, beni hala her şeyin geçici olduğu konusunda düşündürüyor.
Kafede arkadaşlarla takılırken, bazen “Bunlar ne kadar basit şeyler!” derken, aslında büyük meselelerin içinde neler olabileceğini anlamak da gerekebilir. Önemli olan, her şeyin çok ciddi bir sonuç doğurmasına rağmen, hala gülüp geçebilecek bir anı yaratabilmek. Gazze-Eriha gibi anlaşmaların, belki de hayatımıza böyle bir dokunuş katması gerektiğini düşünüyorum: ciddi ve huzurlu bir çözüm arayışına rağmen, bu yolculukta gülmekten asla vazgeçmemek!
—
Sonuçta bu yazı, Gazze-Eriha Anlaşması nedir? sorusuna biraz daha yaratıcı ve eğlenceli bir açıdan bakmaya çalışan, ama bir o kadar da düşündüren bir deneme oldu. Kimi zaman “işte, her şeyin bir orta yolu vardır” demek istesek de, bazen en iyi çözüm, durup bir kahve içip, düşündüklerimizi biraz da mizahi bir bakış açısıyla gözden geçirmek oluyor.